Bir sürü haller içinde halim
Ve bendeniz yeniden yeni bir yazımla karşınızdayım efendim. Karşınızdayım diyorum da benim bu yazarı gibi kalbi kırık, yalnız, terkedilmiş blogunu kim okuyor ki? Aslında blogum için terkedilmiş demek yanlış olur, zira onun yanında hiçbir zaman yoldaşları olmadı ki... O her zaman yalnız, yapayalnız bir blogçuktu. O yüzden de benim kadar acı çekmiyor. Ama bir dakika, ben de her zaman yalnız, yapayalnız bir insancık değil miydim ki? Aynı kaderi paylaşıyoruz blogum. Yalnız doğduk, yalnız öleceğiz.
İlk paragrafımdan da anladığınız gibi içim gene zifiri karanlıklara boğulmuş durumda. Kafamda milyonlarca hayvanat çete savaşları düzenliyor mübarek! İnsanlar genelde melankolik ve duygusal olduğumu bilirler de; gene de bir yığın laf kalabalığı yapmaya devam ederler. Ben sanki bilmiyorum sürekli mutsuz gezmenin hiç de güzel bir şey olmadığını.